Press "Enter" to skip to content

KÜRDLER NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

Araplar ve İslam Devleti

Asurlar, bugünkü adı Arabistan olan bölgedeki çöllerde göçebe olarak yaşayan Semitik topluluklara “Arabaya” diyordular. Bu isim daha sonra değişime uğrayarak “Arap” şeklini almıştır. Arap olan Sami kabileler MÖ 5. ve 6. yy’da İslamiyet öncesinde bazı devletler kurmuşlardı. Himyeriler, Gassaniler, Mainliler, Petra Krallığı vb gibi. Araplaşmış Sami toplulukları onlara kuzeyden komşu olan Kürdlerin köken ataları ile birlikte özellikle Mezopotamya’nın Aşağı Fırat ve Dicle Platolarında, Babil’de, Suriye ve Filistin’de bir arada yaşamışlardı.

İlk devlet haline gelen Arap kabileleri Arabistan’ın ticaret merkezi olan kıyı bölgelerinde oluşmuştu. Yemen’de Mainliler, Mısır, Hindistan ve Çin’e uzanan ticareti, Akdeniz’de Kenan bölgesi Ârâmîleri olan Fenikeliler batıya dönük ticareti ellerinde bulundururdu. Doğu Akdeniz’i ve Anadolu ticaretini Ugarit Ârâmîleri ellerinde tutuyordu. Körfez ve Ahvaz Arapları da doğuda ticareti kontrol ediyorlardı. Fırat ve Dicle Nehirleri ile taşınan Mezopotamya ticaretini ve İran ve Hint Okyanusu üzerinden gelen ticareti kontrol altına almışlardı. Bir yerde bu Sami halklar Araplaşmış ve Büyük Arabistan yarım adasının ana ticaret gözeneklerini ellerinde bulunduruyorlardı. Arapların tek eksiği bölgesel olarak tüm Arabistan coğrafyasında bir siyasal egemenlikti.

Araplar ticari olarak zenginleşirken bu süre içinde Ön Asya’nın iki güçlü kadim imparatorluğu: Doğu Roma ve Sasani Devletleri yüzyıllarca
Kürdlerin kadim toprakları olan Medya’da yaptıkları karşılıklı şiddetli savaşlardan artık yorgun düşmüşlerdi.

Med İmparatorluğu döneminden kalan Kürd topraklarına Büyük İskender sonrası kullanılan “Medya” ismi artık kullanılmıyordu. Medya topraklarında tanımlar şehir, bölge ve vassal Kürd krallıkların adları ile anılıyordu. Sasani bölgesindeki Medyalılara artık “Kürd-Karda-Ekrad” diye tanımlanıyordu. Roma bölgesindeki Medyalılara “Pers ve Med” isimleri kullanılıyordu. MS 7. yy’da Doğu Roma İmparatorluğu Dicle’nin ve Habur Çayının batısında kalan “Eski Batı Medya” da yaşayan; Kürd, Arami, Ermeni ve Yunanlıların topraklarını yönetiyordu. Doğu Roma Medyası bölgesine daha sonra Müslüman Emeviler Döneminde “El Cezire” denmişti.  

Sasani İmparatorluğu da Dicle Nehrinin doğusunda kalan “Eski Doğu Medya” Kürd topraklarına egemendi. Batı Medya’da daha çok Ateşperesti; Mazdacı, Manist, Hıristiyan, Şemsci ve kısmen Zerdüşti Kürdler yaşarken, Sasani Medyasında daha çok Zerdüşti ve kısmen Manist ve Mazdakçı Kürdler vardı. Kürd din adamları Magilerin etkin olduğu Atropatena‘da (Günümüz de Azarbaycan), Asuri ve Kürdlerin etkin olduğu Arbella (Eski Asurya), tamamen Kürd kökenlilerin yaşadığı adına daha sonraları “Derin Kürdistan” denilen Şehrizor ve Karduk (Bitlis-Ağrı ve Hakkari üçgeni) ve Kürdlerin ve Farsilerin iç içe olduğu Hemedan, bölgeleri uzun yıllar daha çok iki imparatorluk arasında tampon özerk küçük krallıkları olan bölgeler konumundaydılar.

Doğu Roma Devleti, MS 7. yüzyılın başında İslâm fetihleri öncesinde Batı’da Slavlar, doğuda Sâsânî Devleti ile iki büyük savaş yaptı. Bu iki savaştan galip çıkan Doğu Roma Ordusu, önce Partlar ve sonra Sasaniler ile yüz yıllar süren savaşlardan yorulmuştu. Bu dönemde Batı Medya’nın güneyinde yaşayan Hristiyan olmayan Pagan Araplar, Yakın Doğu’da devamlı birbirleriyle savaşan siyasi birlikteliklerini sağlayamamış kabileler şeklinde yaşıyorlardı. MS 7. yüzyılın ortalarında Araplar, Roma ve Sasani İmparatorlukların savaş meşgalelerinden faydalanarak Müslüman bayrağı altında birleşerek siyasi birlikteliklerini sağladılar. Arabistan çöllerinde yeni Müslüman Devleti’ni, Hz. Muhammed’in öncülüğünde bölge halkları ile birlikte Medine’de site devleti şeklinde ünlü “Medine Sözleşmesi” düsturu ile sessizce MS 622’ de kurdular.

Sasani Medyası

Müslüman Araplara kuzeyden komşu daha çok Zerdüşti Kürd kabileleri bir yerde kendileri ile aynı inanç ve kültürel soy birliği olan diğer Doğu Aryan halklarla Sasani Devleti çatısı altında birlikte yaşıyordular. Daha çok Kürdlerin yaşadığı Medyaya hakim olan ve halkı Roma ile yaptığı uzun savaşlar ile bıktıran ve zayıf düşüren Sasani Şahı II. Xusro (Hüsrev) sonrası, Sâsânî topraklarında karmaşaya yol açmıştı. On dört yıl içerisinde on iki hükümdar (ikisi Xusro ‘nun -Hüsrev’in- kızıydı) Sasani Devleti tahtına geçti. MS 632’de asiller Şah II. Xusro’nun torunu olan henüz çocuk yaştaki Şah III. Yezdicerd’i tahta çıkardılar. Yani Sasani yönetiminde halk tarafından istenmeyen zayıf bir iktidar vardı.

Oysa MS 550’lerde tüm Suriye ve Aşağı Mezopotamya’ya yerleşen Arap halkının varlığı Sasani yönetimi tarafından pek dikkate alınmamıştı. Müslüman dinin kurucu-elçisi Hz Muhammed’in ölümü sonrası, aynı yıl ilk Müslüman Arap akınları Kürd topraklarına başladı. İslam Devleti’nin Halife Ebubekir’den sonraki başkanı Halife Ömer bin Hattab (MS 634-644) yılında önce kuzey Suriye ve Levanten bölgesine daha sonra Sasani ve Roma Medyasına savaşlar açtı.

MS 636 yılında Halife Ömer bin Hattab’a bağlı Saad İbni Ebi Vakkas komutasında Müslüman ordusu, Kürd Rüstem Farrokhzad komutasındaki Sasani Kürdlerinin ordusunu Kadisiye Savaşı’nda mağlup etti. Ünlü Sâsânî Kürd komutanı Rüstem Farrokhzad bu savaşta öldü. Doğu Aryan Zerdüştlerin meşhur sancağı Drefş-i Kawayani, Müslümanların eline geçti. Rüstem’in yerine geçen kumandan Kalin (Calinos) Sâsânî ordusuna geri çekilme emri verdi. Bir süre Kadisiye’de kalan İslam Ordusu Saad ibni Ebi Vakkas Übülle (Apollos), Babil, Behreşir şehirlerini ele geçirdi. Buradan Sâsânîlerin başkenti olan Ktesifon’u (Medayini-Şehrini) kuşattı. Uzun süren bir kuşatmanın ardından Ktesifon şehri düştü. Sâsânî Şahı Yezdigirt ardından imparatorluğun devasa hazinesinin çok büyük bir kısmını İslam Ordularına bırakarak, doğuya İran’a doğru kaçtı. Kısa bir süre sonra Ktesifon’u ele geçiren Araplar güçlü bir finansal kaynağın sahibi oldular.

Ktesifon kentinin ele geçirilmesi üzerine bir kısım Sâsânî valileri güçlerini birleştirerek Fars, Atropatena Medyası ve Kafkas yollarının çıkış ağzı olan Diyala Irmağı’na dökülen Celula; Aşağı Medya mevkisinde buluşarak Haniqin ve Mandali kasabalarına 39 km uzaklıkta Rüstem’in kardeşi Hürzad ve Mihran Razi öncülüğünde toplanmışlardı. Saad ibni Vakkas komutasındaki İslam Orduları ile MS 637 yılında yapılan Celula Savaşı’nı da Sâsânî’nin Kürd kuvvetleri kaybetti. Kürdler Haniqin’e çekildi. Celula (24 Kasım 637) düştü. İran’a Zağros vadilerinden aşan geçiş yolu İslam Ordularına açılmış oldu. Celûla Savaşı, Kürd kuvvetlerin İslam ordusu ile Kaddisiye Savaşı’ndan sonra ikinci büyük çatışmasıydı. Fakat bu savaş ilk defa Kürd toprakları olan Sâsânî Medyası’nda gerçekleşmişti.  

Müslüman ordularının kendilerine dayattığı Cizye’yi, kabul etmeyen, köle düşmek istemeyen ve Müslümanlığı kabul etmeyen Kürdler, Zagros dağlarına sığınmışlardı. Sâsânî Şahı III. Yezdigert, Sâsânî Medyası Holvan kentinden Celûla Savaşı’nın neticesini öğrendiği vakit, doğuda Rey şehrine çekildi. Ka’ka bin Amr küçük İslam ordusu ile bölgedeki küçük Kürd şehirlerini istilaya devam etti. Yaşanan bozgundan faydalanarak Medlerin ünlü Kürd şehri Holvan’ı ele geçirdiler. Arap komutan uzun bir müddet buranın muhafızlığını yaptı.

Kürdlerin İslamileşme sürecini Yrd. Doç. Dr. Bekir Biçer şöyle özetlemiştir: “İslam’ın doğduğu dönemde Kürdler Sâsâni İmparatorluğunun egemenliği altındaydı. Musul çevresindeki Kürdler ise Bizans İmparatorluğuna bağlıydı. Müslümanlar ve Kürdler ilk defa Hz. Ömer zamanında 640 yılında Hulvan ve Tikrit’in fethi esnasında karşılaştı. Sa’d b. Ebi Vakkas, Huzeyfe b. Yemânî’yi Kürdlerle savaşmak için görevlendirdi. 640 yılında Zevzan Kürd emiri Müslümanlara haraç verdi. Musul ve Şehrizor’un fethiyle Irak çevresindeki Kürdler Müslümanların siyasi hâkimiyeti altına girdi. Utbe b. Ferkad, Şehrizor, es- Samağan ve Dârâbâz’ı fethetti. Sonra Ahvaz, Beyruz ve Menâzir fethedildi. 645 yılında Ebu Musa el- Eş’ari Isfahan ve çevresini fethetti. Aynı yıl Sâriye b. Zunem, Fesâ ve Darebecerd’e hâkim oldu. Azerbaycan’da Merzuban yenildi ve Müslümanlar antlaşma yoluyla bölgenin sahibi oldu.”

Numan Bin Mukarrin önderliğindeki Müslüman Orduları Sâsânî Medyası Hemedan’ın on altı kilometre mesafede olan Espizhan’da Nihavend mıntıkasında karşılaştılar. Sâsânî Ordusu Nihavend amiri Merdanşah adlı Kürd kumandanın önderliğinde Nihaved’den savaş alanı Espizhan’a geldiler. Kürd kuvvetleri, Müslüman orduları püskürtmek istese de merkezi otoriteden destek almamaları nedeni ile hedeflerine ulaşamadılar. Yapılan Nihavend Savaşı’nı (MS 642’de) Kürdler nitekim kaybettiler.

Sasani Kralı Yezdigirt’in yanındaki soyluları ile birlikte Sâsânî Medyası’nda direnmeyi ve savaşı kendi savaşı görmeyen bir anlayışı ortaya çıkmıştı. Bu kopuş, iki soy ve din kardeşi Fars ve Kürd kavimlerinin kopuşunun ilk siyasi mesajı oldu.


Bizans Medyası

İslam ordularının istilaları ilk duyulduğunda Bizans Medyasında endişelere yol açtı. Sâsânî Medyasında gelişen savaşların sonuçlarından haberdar olan Bizans Medyası Ateşperesti; Mitracı, Zerdüşti, Magici ve Şemsçi Kürd, Hristiyan; ve diğer Hristiyan Süryani, Yakubi, Arami, Yunan, Ermeni, Arap vs. toplulukları, İslam Ordularına karşı Bizans’ın önlem almasını istiyordu. Bu durumda Bizans İmparatoru Kral Hereklios, bölgeye askeri kuvvetlerini gönderdi.

Halife Hz. Ömer tarafından Şam ordusu komutanlığına getirilen İyâd b. Ganem, MS 638 yılı içinde “El Cizira- Doğu Roma Medya”sının fethi ile görevlendirildi. Roma Medyası da kısa bir zaman önce Sasani Şahı II. Hüsrev’in işgaline uğramıştı. İyâd, Ağustos ayında yanındaki ordusuyla Rakka üzerine yürüdü. Rakka ahalisi Müslüman ordusuna vergi vermeyi kabul ederek, kölelikten ve istiladan kurtuldu. Müslüman Şam ordusunun öncü kolu Medya’da eski Osreanna/Urfa toprakları olan Harran önüne geldi. Harran halkı, “Şam ordusuna önce Urhai/Urfa üzerine gitmelerini; Urfa halkı ne gibi şartlarla barış yapmayı kabul ederlerse, kendilerinin de o şartları kabul edebileceklerini” söylediler. Bunun üzerine İyâd, Urfa önüne gelerek kentin teslim edilmesini istedi. İyâd, onlara bir mektup yazarak, vergi ve haraç vermek şartıyla onlarla anlaşma yaptı. Daha sonra Harran kenti ile de aynı şekilde bir anlaşma yapıldı. İyaz bin Ganem’in idaresindeki Müslüman Kuvvetleri El Cezire bölgesinde bir yıl içinde Urfa’ya kadar ilerlemiş ve Karkisiya, Suruç, Tekrit, Semsur/Samsat, Ergani, Meyyâfarikin/Silvan ve Nusaybin’e kadar Doğu Roma Medyası Kürd topraklarını kısa süreliğine ele geçirmiş oldu. Bir yerde Anti-toros Dağlarının güneyinde kalan halkının çoğu Aramilerden ve Kürdlerden teşkil olan Kuzey Suriye dahil, Doğu Roma Medyası toprakları İslam ordusunun eline kısa süreliğine geçmişti.

Doğu Roma’nın o dönemde İmparatoru Heraklius tarafından yönetilen Amid (Diyarbakır) ise Meryem-i Dârâ isminde bir Hristiyan kadın tarafından yönetiliyordu. Meryem-i Dara, Bizans Medya’sı Dara şehrinin (modern Nusaybin’in kuzeyinde) yöneticisi Martavus’un kızıydı. Müslüman Orduları komutanı İyaz(ra), Meryem’i Dara’ya bir mektup yazarak şehri kendilerine teslim etmesini istedi; ama teklifi, kabul görmedi. Müslüman Ordularının Amedi kuşatması beş ay sürmüştü. Bu kuşatma döneminde çevredeki küçük şehirler ve kaleler ele geçirilmişti. Fakat Amed, MS 27 Mayıs 639’da el-Cezîre bölgesinin fethiyle görevlendirilen İyâz b. Ganm’ın ordusunun sol kanadına kumanda eden Hâlid b. Velîd tarafından güçlükle zapt edilmişti. Amed de büyük bir direniş gösterilmişti. Meryem-i Dara İslam askerleri tarafından yakalanıp esir alınmış ve aynı şekilde Medine’ye Halife Hz. Ömer’e gönderilmişti. *Bkz. Müftülük Kâtibi “Seyyid Feyzullah Yusuf Efendi” tarafından 1218/1803 tarihinde kaleme alınan Osmanlıca el yazma bir belgeden derlenmiştir. Daha sonra Müslümanlığı kabul ettiğini söyleyerek canını kurtarmış. “Ancak Meryem-i Dara, Hz. Ali ile Muaviye döneminde “fitne” yaymaya çalıştığı iddiasıyla da öldürülmüştü.”*Bkz. ”Sahabeler şehri Diyarbekir”, Anadolu’da Yaşam dergisi, Sayı 1. s.17.

Fakat 9. yy Müslüman tarihçi Aḥmad Ibn Yaḥyā al-Balādhurī göre Doğu Roma, kralları Heraklius’un öncülüğünde kısa zamanda toparlandı ilk Müslüman ordusunun zapt ettiği Batı Medyası ve Kuzey Suriye’nin bir kısmından kaybettiği yerleri geri aldı. Ne yazık ki artık Medya toprakları Roma ve Müslüman kuvvetlerin savaş alanına dönmüş oldu.

Kürd toprakları Medya yani bu günkü Kürdistan, Müslüman Araplar ve ittifakları olan bir kısım bölgenin yerel güçleri tarafından askeri olarak, zorla 30 yıl gibi kısa sürede ele geçirilmişti. İslami devletin otoriter hakimiyeti kısmen sağlanmıştı. Fakat hem siyasi egemenlik hem Müslümanlık dininin Medya topraklarında yayılışı ise yüzlerce yıl içinde tedricen gelişecekti. Kürdler eski inançlarını korumaya çalışacaklardı.1.

Devam edecek..

Bahoz ŞAVATA

Güncelleme: 29. 01. 2018

NOTLAR

  1. Bu makale Müslüman Orduların Kürdler ile ilk çatışmalarının özetidir. Daha öncesi Selevkos-Part, Roma-Sasani şeklinde sürekli savaş bölgesi konumunda kalan Kürd coğrafyası bu defa Sasani- İslam Kuvvetleri savaşlarını 30 yıl ve Roma–İslam Kuvvetleri savaşlarını Kürd coğrafyasında 450 yıl yaşamıştır. Yaklaşık 1600 yıl savaş alanı olan Medya topraklarında yaşayan halklar çok sıkıntı çektiler. Kendileri için en uygun yaşam alanları dağlık bölgeler olmuştu. Din savaşlarında din değiştirmek dahi çözüm değildi. Siyasi hükümdarlıklar çünkü geçiciydi.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir