Press "Enter" to skip to content

DİCLE

Dicle Nehri ana kaynak sularını, Kuzey Kürdistan’da Anti-Torosların Maden Dağları kesiminde, dipten sızdırma ile Elazığ Hazar Gölü sularından alır. Hazarbaba Dağı‘nın güney tarafında, Yıldızhan köyü yanındaki bir kaynaktan Dicle çıkar, Maden ve Diyarbakır üzerinden birçok kolları olan Güney Kürdistan’da Küçük Zap Nehri ile birleşip Irak topraklarına geçip, Şattülarap’ta Basra Körfezi’ne dökülür. Toplam 1900 km uzunluğundadır. En önemli kolları Batman ile Garzan, Botan, Habur, Büyük Zap, Küçük Zapt ve Diyala sularıdır. Coğrafi görünümü itibari ile Kuzey Mezopotamya topraklarında doğan bu nehir, tarihteki siyasi görünümü ile Fırat nehrine göre batılı olmaktan çok doğuludur. Nehrin her iki yakasında da tarih boyunca Aryan kabilelerinin yerleşikliği hep olagelmiştir.

Bölge halklarınca Dicle Nehri için kullanılmış tarihi adlar: Sümerce: İdigna, Akkadca: Idiqlat, Ârâmi: Diglath, Hurrice Aranzah, Ariyaca (Eski Kürdçe ve Farsça): Decla ve Tigrā; Grek/Yunanca: Tígrēs, Arapça: Dijlah, Modern Farsça ve Kürdçe: Dijle/Dicle adları ile bilinir. Dicle Nehrin en eski ve ilk adı Sümerce adlandırma “İdiglat” tanımına sonradan bölgeye yerleşen halkların daha çok adapte olarak kendi dillerine uygun düşen telaffuzu ile karşılaşırız. Yani Dicle adı kökende Sümerce formunu korumuştur.

Kürdçe dilde, Dicle adına dair ilk tarihi yorum, MS 23-79 yıllarında yaşamış İtalyan antik yazar Gaius Plinius Secundus’dan gelmiştir. Pliny, “Naturalis Historia” (Natural History) adlı kitabında Kürtlerden bahsetmiştir. Kitabının Tigris/Dicle adlı bölümünde ”Dicle Nehrinin Ermenistan’dan başlayıp ‘‘Gordyaean Dağlarından’’ (Kürd Dağlarından) Kürt bölgesi olan Adiabene’den, Apamea’dan ve Mesene kasabasından geçtiğini….Eskiden “Carduchi” halkı (Kardukhi) olarak bilinen şimdi ise Yunanca yazımla “Cordueni” (Kardukh), coğrafya olarak Adiabene ile birleşir ve önlerinden Tigris (Dicle) nehri akar.” diye konu hakkında ayrıntılarda bulunmuştur.  *Bkz. “Natural History” VI. XVIII. 46. Bölüm, Gordyaei Kitap VI. 31, Kitap VI. 17 [14], Kitap VI. 12 The Natural History. Pliny the Elder. John Bostock, M.D., F.R.S. H.T. Riley, Esq., B.A. London. Taylor and Francis, Red Lion Court, Fleet Street. 1855 – VI. Kitap, bölüm. 31.

Pliny, anlaşılan bölge coğrafyasına vakıf olmuş. Dicle adının Tir/Tigr, Tij (ok, keskin) kökenli Kürdçe sözcükten geldiğini yorumlayan günümüz Kürd araştırmacılarının da Pliny’i takip ettiklerini sanıyorum. Fakat hatalılar. Çünkü Dicle adı kökende Sümerce dil soyludur. Kürdlerin ataları bölgeye sonradan gelmiş ve bu nehre kendi dillerinde “Tîr veya Tîj” demiş, hatta Sümerce aslı olan İdiglata benzer ad olan bölge Sami halkların kullandığı Dejla/Dicla adı da aynı dönemde birlikte kullanmış da olabilirler. Kürdler tahminen İslamiyet sonrası ise, eski Sümerce İdiglat adlandırmanın Sami halklarda bir türevi olan Dicle adına tekrar dönmüşlerdir. Çünkü bu telaffuz hem kelimenin aslına, hem Kürdçe dile de uygun düşmüştür.

Kürdçe “Tîr-Tîj” kelimesi Türkçe karşılığı “ok ve keskin” demektir. Dicle nehri doğal mecrası olan Kuzeydoğu Toros dağlarının yükseltilerinden doğup aşağı Mezopotamya ovasına keskin ve sivri çıkıntılı vadilerden ok gibi fırlayan bir nehir olarak önüne çıkan nesneleri devirir. Nehrin bu hali, Kürdlerin ona Sümerce “Dig” kökene yakın Kürdçe dildeki “Tîr/Tîj” (ok, keskin) yakıştırmasına sebep olduğu büyük bir olasılıktır. Bu nedenle Kürdler bir dönem bu nehre kendi dil telaffuzlarında “Tîj veya Tîr” de demiş olabilir. Fakat daha sonra Pers sürecinde bölgenin Sami topluluklarının kullandıkları Digla dönüşümlü “Dicla/Dicle”  adını kullanmışlardır. Nitekim bölgeyi MÖ 6. yy da tanıyan Yunanlılar, “Tir/Tij“ (Dicle) ismini bölge halkı Kürdlerden alıp, kendi dillerinde kullanmışta olabilirler. Tarih terimlerinde dünya dillerine egemenlik kuran Yunanlılar, kendi dilleri Yunanca dili vasıtası ile; Tigr adını: “Tigris” diye geçmişlerdir. Tigris adının bu olası gelişimini sorgularsak: “Eski Yunanca dilde de isimlerin sonuna “is” eki gelirdi. Bu ek “Tigris” den çıkarılınca geriye kök kelime “Tigr” kalıyor. Yunanca’da “j” harfi yoktur. Kürdçe’de olan “j”, Yunancaya “g” olarak geçer. Yunanca dile alınan; Kürdçe dildeki “Tij” sözcüğünden Yunanlılar “Tigres” (“Tij-Tir-Tig-Tigr-Tigris” ) tanımına önce ulaşmışlardır.

Peki, bu günkü Dicle adının etimolojik gerçeği nerede?

Tarihsel önceliği bakımından öncelikle Sümerce kullanımındaki İdiglat /Hızla akan su adından geliyor. Orjinal Sümer İdigna ya da İdigina muhtemelen  id (i) ginaakan su” dan, “hızlı nehir” olarak yorumlanabilir. Bu kelimenin bölge dillerindeki son telaffuz ve adapte hali İdiglat köken türevli Dicle/Dicla adı olmuştur. İddia olarak Dicle adın Sümer formu İdiglat adı daha sonra Akad’a, oradan da diğer Semitik dillere (İbranice Ḥ’ddreqel, Asur Déqla ve Arapça Dijlah) ödünç alınmıştır. *Bkz. Isaev, V.A. ; Mikhailova, M.V. (2009). “The hydrology, evolution, and hydrological regime of the mouth area of the Shatt al-Arab River”. Water Resources. 36 (4): 380–395.Diğer dillerde Dicle ismine Akkadca’da; “İdiqlat/Diqlat” gibi benzer isimlendirmeler olması formun doğruluğunu tarihsel akışı içinde ayrıca teyit ediyor.

İdiglat adının daha sonraki yüzyıllarda telaffuzlarında ifade edilen “Dicle ya da Dicla” adı sorgulandığında bu kelime, iki heceli bileşik yeni bir telaffuz olur. Ana formu değişmiş görünür. O halde “Dicle” kelimesinin ikinci hecesinde yer alan “la-le” sözcüğü herhangi bir dilden borç alınmış değil. İsimlendirmenin Samice ve Ariyaca/Kürdçe diller ile alakalıdır. Ariyaca ve Samice yeni ifade, Sümerce dilden farklı ve özgündür. “la” eki Ariyaca ve yeni Kürdçe kelimelerde ismin dişiliğini belirtiyor. Akarsu adları Kürtçe dil formunda dişidir. Tıpkı Kürd coğrafyasında akan nehirlerin okunuşu olan diğer dişi isimlerde olduğu gibi; Masala, Diyala, Dîcla ya da Dîjle nehirlerin isimlendirmelerinde “la-le” takısı yer alıyor. (Kürdistan’da bir tek Fırat Nehri adı erkek görünür, bu isim de Sümer kökenlidir. Sümerce-Akadca; Buranun/Purattu addan gelir.)

Ariyacada “Dic” şeklinde yer alan kök sözcüğün diğer dillerdeki isimlendirmelerde (dig-tig-diq-dk) yer almasına ilaveten özdeş denecek kadar yakın benzerlik gösteriyor oluşu da “Dicle” adında ortak bir sözcük ile karşı-karşıya olduğumuz kanısını güçlendiriyor. Dicle adı “Tigris, Tigr” şekli ile Ariyaca, Ermeni, Grek isimlendirmeleri ok ve kaplandan hareketle “sivri-hızlı” özelliklerine vurgu yapan bir anlamı esas alırken, Sümerce ve Ariyaca anlam itibarıyla “keskinliğe ve akışa” vurguda bulunuyor. Dicle adı doğrusu etimolojik kronolojiye de uygunluğu bakımından Dicle=Çoşkun Nehir anlamını Sümerce+Doğu Ariyaca dil hibrit-ortaklığı içinde taşıyor.

Aryanların bölgede kültürel görünümünü MÖ 2.300 sonrası kabul edersek, geçmişte Dicle Nehrinin doğduğu kaynaklara kadar hâkim olan Aşağı Mezopotamya toplumu Sümerlerin kökende Dicle ismin isim babaları olduklarını fazlası ile hak ettiklerini görürüz. Ayrıca Sümerce dilinin “Dig” kelimesinin Greklerce kabul edildiği daha sonra görülür.

Etimoloji, kendi yönteminde kelimenin kökeni hakkında kronolojik tarihi sıralamayı gözetmek zorundadır, demiştik. Tarihin kuralı da budur. Tarih önce, yazılı vesikalardır. En eski vesikalar bölgede, Sümerlere aittir. Akad, Asur, Babil, Ariyaca (Kürd, Fars), Grek, Ermeni vs. vesikaları Sümer’e göre daha sonradır. Bu kronolojik tasnif “Dic” ve Tigr” sözcüklerinin Sümerce dildeki İdiglat dan Ariyacaya/Kürdçeye ya da diğer bölge dillerine geçtiğini kanıtlıyor. Sözcüğün yazıya ilk geçtiği formu açıklıyor ve diğer yazımlarla ilgisini de kanıtlıyor. Dicle adında Kürdler ile ilgili olarak Kürdçe ve Sümerce diller arasında bir ilişkinin varlığını kanıtlıyor. Sözcüklerin etimolojik tarihleri onların sahiplerinin tarihleridir. Dicle ile Kürdlerin ilişkisi kadim Sümer–Aryan buluşmasının coğrafik tarihi üzerine kuruludur.

Bahoz Şavata

22.01.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir