Press "Enter" to skip to content

Fırat

Fırat Nehri, Batı Asya’nın en uzun ve tarihsel açıdan en önemli nehirlerinden biridir. Erzurum Ovası’nın kuzeybatısında Dumlu dağında doğan Karasunun ve Ararat (Ağrı) Dağının doğusunda doğan Murat Suyunun devamı olan Fırat, batıya yönelip Kuzey Kürdistanı geçtikten sonra Suriye ve Irak’tan akar, Shatt el-Arapta ki Basra Körfezi’ne dökülür.

Mezopotamya’nın verimli topraklarını yaratan Fırat Nehri’nin isminin etimolojisi hala tartışmalıdır. Günümüz Batı dillerinde Fırat Nehrinin adı, “Euphrates” olarak geçer. Euphrates adı, Eski Yunanca dilde ifade edilen bir sözcüktür. Tarihsel olarak bölge halklarının dilinde Fırat adı; Yunanca tanım Euphratesden daha önce bölgenin kadim dilleri Sümercede: Buranuna ve Pratto; Akadcada: Purattu; Avestada: Huperethuua, Ariyacada; Ufrātu, Elamitede; Ú-ip-ra-tu-iš, Asuricede: Pǝrāt; Kürdçede: Férhat/Fırat, İbranice: Perat; Ermenice: Yeprat; ve Arapçada: al-Furat, şeklinde ifade edilirdi. Sümerler tarafından konan ilk adı sonrası Fırat adları, Sümerce dilde kullanılan “Buranuna” adına adapte ve telaffuzda Pratto adı ile daha sonra Akadça dilde ifade edilen Purattu okunuş telaffuzuna bağlı kalmış adlandırmalardır.

Fırat ismi, Akadca’dan “Purattu” kelimesinden çok Sümerce dildeki “bölünmek” anlamına gelen “Buranuna” anlamı yakıştırılır. Nehir, Aşağı Mezopotamya topraklarında Ârâmtular ile Sümer arasında sınır teşkil etmesi sebebiyle “bölüntü-sınır” anlamında kullanılmış olması büyük bir olasıdır. “Fırat” için kullanılan “Purattu” kelimesinin bölünme manasına gelip gelmediğinin Akadça kaynağı tanım olarak belli değildir. Aryanların henüz bu coğrafyada yaşamadığı zamanlarda “Fırat” adı, Sümerce’de: “Buranun/Purattu/Puratto” olarak geçmektedir. Bir dönem Sümerlerin ve Akadların ona Purattu/Puratto” demeleri, bir başka yoruma göre de; Puratto’nun; Sümerce “çok su taşıyan nehir” anlamına da gelmesi, bu sözcükte “nehir-akarsu” anlamına gelen “ato” sözcüğünü tespit etmemize yarıyor. “Ato” ile “Dicle’nin” isimlendirilmesinde ‘İd’ anlamına gelen nehir sözcükleri yakınlık gösteriyorlar. ‘İd’ sözcüğü, ilaveten Kürdistan’daki İdil Irmağı’nın isminde de yer alıyor. Bu yorumla, Sümercede Fırat adının anlam karşılığı olan “Çok su taşıyan nehir” tanımı ile “Alman Yahudi Tarihçi Barbara Honigmann tarafından doğru transkripe edildiği ve anlamlandırıldığı sanılıyor. İster “sınır”, ister “çok su taşıyan” Fırat tanımları; “Buranun-Puranun-Purato-Purad-Fırat” şeklindeki binlerce yıl içinde gelişen telaffuzdaki ve anlamdaki değişimi ve bükülümü bölgenin dilsel tarihine de uygun düşmektedir.

“Fırat” sözcüğü ilk Sümerce formu olan Buranuna ya yakın Purattu ve Sami soylu topluluklarca kullanılan “Furat” telaffuzu okunuşları ile ilk formu Sümerceyi koruyor.

Akad ve Ârâmi dilleri Samice ailesindeki diller idi. Bu dillerde “P” harfi yoktu. Bütün isimlerde “P” ile başlayan dışarıdan gelen isimlerde “P” harfin yerine “F” harfi ile ifadede yer değiştirirdi. Örneğin “Pers” adına, Sami dillerinde “Fars” denmiş idi. Nitekim Purattu adı, Samice dillerde Furat daha sonra Ariyaca dillerde Fırat’a dönüşmüştü. Fırat Nehrinin adı Arapça’da: “Al-furat, Kuranı Kerim’de “ferah” anlamında kullanıldığı iddia edilir. Hatta bazı yerlerde Fırat adının Arapça’da “tatlı su” manasına geldiği iddia edilmiştir. Çünkü gerek tatlı ve su sözcüklerinin Arapçadaki karşılıklarının Fırat kelime sözcüğündeki manaları ile hiç alakası yoktur. Arapça dilde; “ma/su’dur” ve “hulv/tatlı’dır”. Bu tanımlamalar da kelimenin Arapça ve Kuran dili ile anlam alakasının olmadığını gösterir.

Fırat ismi Ermenice dilde “Yeprat” diye geçer. Kürdçedeki Fırat sözcüğünün bir benzeridir. Ermenilerin Kürdistan coğrafyasında Fırat
Nehri’nin kolu olan Murat Nehrinin kuzey kısmına MÖ 1200’lerde yerleştiği dikkate alınırsa Ermenilerin yerli bölge halkının kullandığı sözcük olan “Fırat” nehri adını onlardan edinerek, onun Ermenice’deki; telaffuzu olan “Yeprat’ı” kullanmış olmaları büyük olasılıktır. Çünkü anlam olarak Yeprat sözcüğün karşılığı yoktur.

Yunanca’da Fırat’a, “Euphrates” denir. Bilindiği gibi Yunanca’da –es ve ios– eki isimlerin sonuna gelir, Euphrates’den –es– eki çıkarılınca geriye Euphrat kalır. Önde kullanılan “eu” seslileri Fırat’ın Yunanca telaffuzunda isimlerde sessiz harf önüne bir seslinin gelmesi zorunluluğu eski Yunanca dil yapısı kuralında olması sebebiyle dir. Bu sesliler atılınca haliyle Yunanlıların da Phrat/Fırat ismini yine bölge halkından alarak, bir telaffuz olarak kullanmış oldukları ortaya çıkar. Euphrates kelimesinin Yunanca anlam karşılığı da yoktur.

Bu Kürdçe adlandırmanın da komşu diğer halklarca kullanılmış olduğu pek gerçekçi görülmemesine rağmen her ne şekilde olursa olsun bölgenin kadim halkları olan Kürdler, Dicle ve Fırat nehir adlarını kendi dillendirmelerinde algılarken, bu sözcükleri anlamsal özelliklerinden bağımsız, manasız bir şey olarak algılamıyorlar. Kendi ana dilsel manaları içinde algılıyorlar. Lakin bu tespit dahi, “Fırat” adını Kürdçe kökenli yapmaz.

Fırat” adı; Sümerce olan “Buranun” ile başlayan mecrası bölgeye egemen olan yine Sümerler vasıtası ile belki de post-Sümer döneminde “Purattu” ya, Asur ve Akkad dönemlerinde; “P” harfini kullanamayan Sami Ârâmiler neticesinde “Furat”a, şeklinde değişime uğramıştır. O halde Fırat, anlam karşılıkları tartışmalı olsa da Sümerce dil kökenli bir kelimedir. Nehrin erkekliği de kelimenin Sümerce oluşundan kaynaklanıyor.

Bahoz Şavata

Güncelleme: 25. 01. 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir