Press "Enter" to skip to content

KÜRDLERDE MEZAR KÜLTÜ GELENEĞİ

İslamiyet öncesi Kürdler Ateşperesti – Mazdacı inançta idiler. Mazdacılar her yerde ölen insanların cesetlerini yakarlar, küllerini ya küp kavanozlarda saklardı veya ölen kişi bir şekilde özel yerlerde leş yiyen yabani hayvanlarına bırakılırdı. Mazdacı Ateşperesti olan Kürdlerin atalarının Müslümanlık öncesi mezar yapma kültleri yoktu. Mazda inançlı atalarımızın bu tarz ölü kült inançları ve gelenekleri Müslümanlık inancına “samimi” olarak geçene kadar sürdü.

Genelde Kürdistan’da, Hurrilere, Hititlere, Yahudilere, Friglere, Makedonlara, Hıristiyanlık sonrası; Romalılara, Süryanilere, Ermenilere ve Rumlara ait mezarlar bulunabilmektedir. Oysa Kürdlerin ataları Ateşperesti-Mazdaistlere ait mezar bulunmaz! Kısmen Kommagene, Kapodokya ve Anzelani Pontos Keyani sülalesinden Medopers soylu krallar kendileri için anıt mezarlar yapmıştılar.

Kürdlerin ataları genelde ya ölülerini yakmış veya belli dağ tepelerinde veya “Sessizlik Kulesi” denilen yerlerde ölülerini leş yiyen akbabalara ve kargalara terk etmişlerdir. Bu nedenle İslamiyet öncesi antik dönemlerde sanki bölgede Kürdlerin ataları: Mitanniler, Medler ve Persler vs. hiç yaşamamış gibi örgen bir görünümleri vardır.

MÖ 330’larda Ateşperesti-Mazdacılar ile savaşan Makedon Büyük İskender, savaş meydanlarında cesetlerini leş yiyen hayvanlara bırakan Doğu Aryan Medoperslerin bu tavrını ilk defa gördüğünde bu durumu çok garip bulmuştur.  

Oysa Mazdacı-Ateşperesti inançta; beden kötüdür, ölen kişinin bedeni bu dünyada toprağa ve suya bulaşmamalıdır. Mazdacı inançlarına göre ölen bedenin ruhu ise Cinvat Köprüsü’nde zaten iyi ya da kötü olduğuna dair imtihan verecektir. Yani atalarımızın ölü kült geleneği, doğrudan Mazdacı ateşperest inançtan kaynaklanıyordu.

Kürdlerin ataları Mitanniler, Medler ve Persler ölüleri mezara gömmeyi ilk defa Hititler, Luviler, Asuriler, Urartu Hurrileri ve Yahudilerden görmüş olmalılar. Pagan tanrıları olan Batı Aryan halklar da önceden cesetlerini yakıyordu. Bir urnenin/küpün içine bu cesedin külleri konuyordu. Hristiyanlık inancı sonrasında mezara ölüler yakılmadan tabut içinde gömülmeye başlandı.

Kürdler muhafazakâr bir millet olduğu için Hristiyanlık dinine meyletmediler. Medler ve Persler, Frigyalılardan ve Asurilerden öğrendikleri mezar anıtlarını kendileri için değil sadece kralları için yapmaya başladılar. Genelde eski ceset yakma veya ceseti leş yiyen yabani hayvanlara bırakma inançlarını korudular.

Kürdlerin Doğu Aryan atalarının bu Ateşperesti Mazdacı ölüyü yakma veya leş hayvanlarına terk etme kült geleneği en uzun dönem Yukarı Fırat hattı, Ezidi Sincar bölgesi, Zağroslarda Hevraman ve Kirmasan’de Lori Kürd bölgelerinde sürmüş bir inançtır. Çünkü bölgedeki bu Kürdler büyük olasılıkla Mazda, Mani ve Mazdek ateşperesti inançların din adamları Medli Magilerin çocuklarıydılar. Kürdlerin büyük çoğunluğu göçebe ve hayvancılıkla geçimini sağlayan aşiretlerdir. Fakat Yukarı Fırat hattı, Ezidi Sincar bölgesi, Zağroslarda Hevraman ve Kirmasan’de Lori bölgelerinde kalan Kürdler yerleşiktirler. Büyük ihtimalle bu Kürdler, din adamları Medli Magi rahiplerinin sülalesindeydiler. Mazda, Mani ve Mazdek ateşperesti inançlarını korumaya çalışmışlardı. Nitekim oldukça tutucu olmalarının yanı sıra bu topluluklar bir dağlı halktan çok kültürel olarak şehirlidir. Çünkü her yerleşim yerinde evlerini yapmış, günlük yaşamlarını bir şehirli aile gibi düzenlemişlerdir. Tüm dinler gibi Mazdacı ateşperesti dinler de şehir kökenliydi. Bu Mazdacı dinin sözcüleri din adamı Magiler de öyle idiler. Siyasal nedenler ile bu şehirli yaşamı ve medeniyeti dağlara taşımış ve yeni kuşaklarına aktarmış bir geçmişleri vardı.

MS 4. yy’da Hıristiyanlık dinini benimsemesi sonrası özellikle Roma idaresi eski Medya’da yaşayan Mazdacı Kürdlere, baskı yapmıştı. Nitekim yöre Kürdlerinin kendilerini bölgelerindeki Ermeni ve Süryani kiliselere kaydettiklerine dair kültürel görünümler var. Bölgedeki bazı kilise adları Kürdçe kökenlidir. Bazı Kürd köylerinde sanduka taş üstüne sadece beşgen çizimli yıldız amblemli mezarlıklar bulunmaktadır. Yukarı Fırat, Amed, Urfa, Nuseybin, Dıhok hattında bu türden Hıristiyan görünümlü hibrit/ortak bulgular hayli var.

İslamiyetin siyasal olarak tüm Kürdistan’a siyasal egemenliği sonrası ise; Kürdlere dini baskılar ancak 9. yy’da sonuç almaya başlamıştır. Nitekim Mazdacı, Mazdekci, Manici ve Zervancı Kürd topluluklar yeni Reaye Haq, Ezidi, Yersani (Kakai) inançlarını üretmişlerdir. Bu inançlar 11. yy’da kısmen kültürel olarak İslami dini görünümler almıştır.

Kürdler tüm Kürdistan’da oldukça geç İslam inancına geçtiler. Fırat Nehri’nin batısında Canik vadisi ve Kızılırmak Nehrine yaslanan Yozgat, Sevas, Zile, Semsur, Elbistan, Meletî, Dersim, güneyde Ezidi Sincar bölgesi ve Zağroslarda Hevremanlar, Kirmasan’da Lori Kürdleri İslami inanca inanmış gibi kendilerini dışa yansıttılar. Bu zaman zarfında yöre Kürdleri, hatta göstermelik mezarlar yapmışlardı. Ölülerini, büyük olasılıkla çoğu gizlice yakmaya devam etmişti. Nitekim Kürdler, genelde MS 10. yy sonrası ölülerini yakmak ve leş yiyen hayvanlara terk etmekten artık vazgeçmiş görünmektedirler.

Haliyle henüz Müslüman olmayan Kürdlerin bu “mezarsızlık geçmiş görünümü” Kürdistan’ın geçmiş demografik nüfusu hakkında bizleri yanıltır. Yani Kürdlerin mezarsızlığı, Kürd etnik geçmişi birçok yerde göstermez. Kürdistan’daki Kürd lokalisazyon sorgulamasında bu özel görünüm bizleri yanıltmamalıdır.

Kuzey Kürdistan’daki Kürdler iki kısımdı. Birinci grup: Müslüman Sünni inançlı Kürd aşiretleridir. Bunlar yakın geçmişe kadar eskiden beri göçebe olup, dağlık, mağaralık bölgelerde, su başlarında, çadır altında en fazla meşe, ardıç ve makilik ormanı olan bölgelerde hayvancılıkla geçimlerini sağlamışlardı. Kışlık ve yazlık oturumları farklı yerlerde olmuştu. Bu kesimler göçebe konumları nedeniyle önceleri aynı yere konar-göçer iken 16 yy. sonrası yerleşkeleri belirlenmeye ve sabitlenmeye başlandı. Yarı göçer konumları oluşunca mezarları da bilinir hale geldi. Bu konumda olan Kurmanç göçerlerin dahi en eski bilinen mezarları 400 yılı geçmez.

İkinci grup: yerleşik köy yaşamları olan Rêaye Haq, Ezidî ve Yersanî inancı içinde olan aşiretlerdir. Bu toplulukların Yukarı Fırat’ın batısı ve doğusunda geçmişte daha çok bölgenin Rum ve Ermeni toplulukları ile birlikte yaşamışlardır. Günümüzde bazı yerlerde Türk Alevileri ile aynı köyleri paylaşırlar. Bu karma görünüm MS 12. yy ve 16. yy Osmanlı-Safevi Savaşları sonrası gelişmiştir. Aslında Rêaye Haq inançlı Kürdlerin çoğu Fırat’ın doğusundan bu günkü topraklara, Roma-Bizans ve Abbasiler döneminde (MS 842) İslami baskılar nedeni ile göç etmişlerdir. Göç edenlerin çoğu Kürd Ezidi, Mazdekci-Hurremi topluluklardır. Halen Ezidilerin büyük bir kısmı Musul Sincar bölgesinde yaşamaktadır. Ezidilerin bir kısmı baskılar nedeniyle geçmişte önceleri Fırat’ın batısında kalan Bizans egemenliğindeki topraklara göç etmişlerdir. Daha sonraki yüz yıllarda bu topraklar da İslami devletlerin denetimine geçince, MS 19. yy sonrası Rus toprakları denetiminde kalan bu gün Ermenistan ve Gürcistan yönetimi altında olan Kafkasya bölgesine yönelmişlerdir. Yine İran denetiminde kalan Yersani Lori ve Gorani Kürdleri, Hemedan’dan Kirmaşan üzerinden Güney Kürdistan’da Halepçe’de ki Hewreman bölgesinde bulunan dağlık vadilerde yerleşik yaşamaktadırlar. Bunların da büyük bir kısmı MS 17. yy da Safevi sultanı Nadirşah döneminde Horasan’a göçertilmiştir. Bölgede geride kalan Kürdler kısmen İslami Şii inancını benimsedikleri için artık mezarlık kültünü benimsemişlerdir.

Bahoz Şavata

Resim: Naqş-ı Rüstem
Güncelleme:
03.10.2019-Melétî

Naqş-i Rüstem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir