Press "Enter" to skip to content

KÜRT OLUŞUMU TARİHİ

MÖ 1600-1200 yılları arasında günümüz Ön Asya topraklarında şu dillere tanık oluyoruz: Anti-Torosların batısında, Aryan/Ari diller olarak: Hititçe, Luvice, Palaca dilleri. Doğuda Mersin’den Kerkük’e uzanan Doğu Aryan Mitannice dili bulunur. Kerkük- Hemedan arasında Mittaniceye yakın melez Kassit dili, Kafkas dili olarak; Hurrice (Urartu Hurricesi dahil) ve daha çok İç Anadolu’da kimliği tam olarak tanımlanamayan bölgenin yerel Hattice kadim dili ve Anti-Torosların güneyine sarkan coğrafyada Samice soylu; Asurice, İbranice ve Aramca dilleri tespit edilmiştir.

MÖ 12. yy sonrası Trakya üzeri batıdan göçle gelen Batı Aryan kültürlü halkların istilalarına; tarihçilerce Ege Halkları Göçleri” veya “Deniz Halkları Göçleri ” denmiştir. Bu yeni istilalardan en çok etkilenen Akdeniz’de Luviler, Karadeniz’de Palaca konuşan topluluklar ve İç Anadolu’da Hititler oldu. Mitannili ve Hurrili kabilelerin yer aldığı Doğu Akdeniz kıyısındaki; Halep, Antakya, Mersin ve Adana bölgelerini bu istilalarda Grek-Yunan soylu kabileler daha çok istila etti. Bölgedeki Mitanniler zamanla asimilasyona uğradı, Yunanlaştı. Batı Aryan: Trak ve soylu Frig soylu kabilelerin (Herodot’a göre Ermenilerin ataları) istilasına uğrayan Hititler, daha çok doğuda Tabal’ın (Kayseri-Elbistan-Gürün) dağlık alanlarına ve güney doğuda Mitannilerin yaşadığı bölgelere; Meleti/Malatya, Kummuh/Adıyaman, Gurgum/Maraş, Karkamış, Urfa ve doğuda İşuwa coğrafyasına çekildiler.
Bu topluluklar, çok önceleri Hurri ve Asur asimilasyonlarına maruz kalsalar da, MÖ 9. yy sonrası doğudan gelen yeni Doğu Aryan (Med, Pers, Alan, Kimmer, İskit vs.) istilalara boyun eğerek Doğu Aryan kültürü benimsediler.

Kızılırmak Mitanni bölgesini de batıdan Frigler, güneyden Suriye üzeri özellikle Arami kabileleri ve güneydoğudan Asur işgal etmeye başlamıştı. Asur özellikle Kargamış’ı kendine vasal üs yaparak ve bölgeye yeni yerleşmekte olan Arami kabileleri kullanarak, Kizzuwatna, Gurgum, Kummuh, Tabal ve Meleti üzerinden doğuda Urartu’ya seferler düzenlemeye başladı. Asur işgal ettiği bölgenin insanını hem köleleştiriyor, hem de yerini değiştiriyor yani iskâna tabi tutuyordu. Mitannili bölge insanının büyük bir kısmı Asurun egemen olduğu güneydeki çöllere sürülmüş, yine buralardan getirilen Semitik Berberiler ve Ârâmiler Mitanni topraklarına yerleştirilmişti. Mitannilerin Doğu Akdeniz ve Suriye’ye uzanan topraklarında Asurların egemenliği pekişmişti. Zamanla buralarda yaşayan Mitannili, Hititli ve Luvili topluluklar Ârâmileştiler.

Özellikle kuzey doğu Asya’dan Kafkas derbendi üzerinden gelen, MÖ 8. yüz yıllarda Fırat nehrinin geçişini kolaylaştırdığı yol üzerinde kalan Muşki ve İşuwa mıntıkasında, yine Kafkas Aryan kültürel soylu Kimmer ve İskit kabilelerin göçlerine ve istilalarına maruz kalındı. Yeni Asyalı Aryan göçerler, Karadeniz kıyılarında batıda Sinop ve içeride Kızılırmak boylarını kendilerine üst yapmıştı. Bu Aryan istilacılar Batı Anadolu’da Frig topraklarına ve daha güneyde; Tabal, Meleti, Muşki ve doğuda Urartu ve İran topraklarına saldırmaktaydılar. Yeni istilacılardan Kimmerler den çok İskitlerin adı duyuldu. Bu topluluklar, yağmacı ve haraççı ganimet ile geçinen, pek yerleşik olmayan istilacılar oldu. Kimmer ve İskit istilaları Urartu’da bir biçimde durdurulmuştu. Fakat Fırat Nehrinin batısında devam ediyordu. Bu durum kuzeybatıdaki Mitanni ve Urartu Hurri kültürlü coğrafyanın sonunu getirdi. Nitekim döneme ait, günümüzde bulunan tarihi örgen yerlerinde “Karanlık Dönem” sonrası eski Mitanni kalıntılarına sadece dinsel görünüm olarak buluntular çıkmıştı.

MÖ 9. yüz yılı sonlarında İran Doğu Hazar üzeri ve Zağros Dağlarında yerleşik Bastam’da, Musaşir, Mannai ve Karkaşi üzerinden Urartu Hurri topraklarına Doğu Aryan kültür soylu Med, Pers, Alan, Soğdialı vs. toplulukların yoğunluklu göç ve yağma istila ve saldırıları yine Kimmer ve İskit istilaları döneminde oluştu. Bu halklar istila ile geldikleri coğrafyada yerleşik hayata geçiyorlardı. Doğu Aryan kültürlü bu istilacılar, MÖ 7. yy sonrası İran’a, Asur’a ve Anadolu’ya siyasal olarak Medlerin öncülüğünde egemen oldu. Doğu Aryan kültürlü kabileler kendi kültürlerini özellikle Pers Ahameniş İmparatorluğu döneminde tüm Anadolu’ya egemen kıldılar. Özellikle Fırat Nehri’nin batısında ve Mezopotamya’da Ön Asya’nın üçüncü büyük kültürünü temsil ettiler.

Batıdan Ege Halkları Göçü, Kuzey doğudan Kimmer ve İskit göçü, Güneyden Arami ve Asur göçü ve doğuda gelişen Doğu Aryan; Med Pers, Sagart (Soğdialı) göçleri ve baskıları ile anlaşılan bölgenin yerleşik Mitanni ve Hurri kabilelerini bu günkü Kürdistan; o devirde eski Urartu topraklarına hapis etti. MÖ 612 sonrası Yukarı Fırat ve Dicle platosunda oluşan Med İmparatorluğu dönemi sonrası Batı da Fırat Nehri, güneyde Toros dağları, Kuzeyde Aras Nehri ve doğuda Zagros dağları vasıtası ile doğal korunma alanına sahip yeni Medya coğrafyası oluştu. Yukarı Mezopotamya’da demografik yapı değişmiş; Doğu Aryan kültür MÖ 5. yy sonrası özellikle bölgeye egemen olmaya başlamıştı. Bölgedeki Mitanniler, bu dönem doğudan gelen, kendileri ile benzer kültürleri olan yeni Doğu Aryan kabileler ile birlikte yeni bir başkalaşım içinde etnik olarak yeniden güçlenmeye başlayacaklardı. Doğu Aryanlar diğer bölge etnik yapılarına kültürel baskınlıklarını ilk Zağroslara yakın bölgelerde ortaya serpecekti. Nitekim Musaşir (Gever-Tırgever- Mırgever), eski Urartu coğrafyasının en baskın melez Doğu Aryan Kürd kültürlü bölgesi olarak ilk sırıtanı dır. Haliyle Kilikya’da, Yukarı Mezopotamya’da ve Zağroslarda oluşan küçük Doğu Aryan devlet topraklarına daha çok MÖ 800-550 ye kadar olan göçler ve siyasi olaylar ile oluşan yeni melez demografik değişimleri derinlemesine incelemek kalıyor. Çünkü anlatılan coğrafya günümüzde de Doğu Aryan kültürün bölgedeki Mitanni-Hurri-Kimmer-İskit-Med-Pers vs. kültürü ile kaynaşıp dilsel yeni melez formu olan Kürtçe dili kültürünün oluştuğu coğrafyadır. Her ne kadar ilerde bu coğrafya batıdan Batı Aryan ve güneyden Sami kültürler ile etkileşimlere girse de bölgedeki topluluklar daha çok MÖ 9. yy sonrası doğudan gelen yeni Doğu Aryan kültürlü kabilelerin kültürü ile gelişen etkileşimi benimseyecek ve bölgede Kürd etnik yapısının oluşumu ortaya çıkacaktır.

Kültürler insanoğlunun kendi üretimidir. Her zaman evrensel; siyasal, dini ve diğer ilişkiler içinde bölge kültürleri şekillenmiş ve gelişmiştir. Nitekim anlattığımız Ön Asya coğrafyası zengin yaşam imkanları ile dünyanın dört kıta insanını kendi üzerine çekmiş, bu kültürel buluşmayı en çok içselleştirmiş bölgedir. Üstelik bölgenin zamane devletleri Asur ve Urartu köle kumpanyaları ve iskan politikaları olan devletlerdi. Bu devletler yeni demografik yapılaşmaya yönelen siyasetleri ile bölgede yeni dillere veya kültürlere kucak açmışlardı.

Bahoz Şavata

26.03.2019-Meleti

  1. […] (801): Thomas J. Harrison, The Great Empires of the Ancient World, s. 31 – 34, Getty Publications, Los Angeles 2009 / Arthur Cotterell, Chariot: From Chariot to Tank, the Astounding Rise of the World’s First War Machine, s. 299 – 300, Overlook Press, New York 2006 / Ercüment Yıldırım, Hitit Kaynaklarına Göre Mezopotamya İnanç Sisteminin Hurri Mitoloji Anlayışına Etkisi, ICER – Uluslararası Sosyal Bilimler ve Eğitim Araştırmaları Konferansı, 29 – 30 Ekim 2015, Tarih Araştırmaları Dergisi, sayı 59, s. 3 – 4, Ankara 2016, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/2089/21598.pdf / Bahoz Şavata, Kürt Oluşumu Tarihi, 26 Mart 2019, https://bahozsavata.com/kurt-olusumu-tarihi/ […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir