Press "Enter" to skip to content

MALATYA-ADIYAMAN YÖRESİNDE BİR KISIM KÜRD AŞIRETLERİ

Rışvan, Drejan, Zeve, Parçikan, Xudıl vs.

Tarih, vesikalara dayalı olarak anlatılması gerekir. Sözlü tarih anlatımında seçme, katma ve abartı olur. Lakin bu iddiaları araştırmak da gerekir.

Bu bakımdan Drejanlılara dayalı yazılı tarihi vesika Drejan aşireti Osmanlılar Döneminde; Maraş sancağına Malatya bağlı iken, bölgenin en büyük aşireti Canbegan Kethuda’sına (günümüzde kaymakamlık) bağlı Zeve, Drejan, Parçikan ve Xudıl aşiretleri olarak geçer. Yıl 1700 Defteri Tahrir kayıtlarıdır. (28 şevval 1113, Mad nu 534, s. 106)

Ayrıca Drejanlılar ile Rışvanlılar, Parçikanlılar, Zeveliler ve Xudıllıların vs. Malatya Yama Dağları’nda yerleşimleri olduğu yine bu kayıtlarda geçer. Zaten Drejanlılar ve diğer aşiretlerin özellikle yayla konaklama merkezlerinin ortaklığı bölgedeki mezar ortaklıklarında görülür. Yayla mezarları defin kolaylığı için genellikle obalar arasında herkese en yakın yer olarak belirlenmiştir. Örneğin Yama Lulük mezarlığı; Rışvanlıların, Zevelilerin (Molikan) ve Drejanlı Zeynanların ortak mezarıdır.

Diğer yandan Rışvanlılar hariç bu aşiretler kendi Kethuda’sına bağlı oldukları için Mir aşiretleri olarak kabul görmüştür. Yani o dönem bir çok göçebe Kürd aşireti gibi Osmanlıya vergi ve asker vermekten muaftılar. Kendi Kethuda’larının ocaklarına bağlı idiler. Bir karşılaştırma yapılacak olursa “Kethudalık” günümüzde “Kaymakamlık” mertebesidir. Canbegan aşiretin bir çok kolu göçebe oluşları sebebiyle bir Kürd Sancağı sahibi olamamışlardır.

Rışvanlılar ise; Valide Sultan haslarına dahil olan bir oymaktır. Malatya sancağına bağlıydılar. Suriye çöllerine kışlatmağa giderlerdi. Yarı göçebe idiler. (Kayıt: MD nu 134; MAD ts 3472 s. 24; MS 1700’ler) Ayrıca tarihçi R. Pococke, “Rışvanlılar …zamanında Fırat’ın çıktığı yerlerde (Erzurum civarı) yaylakları vardı.” şeklinde bir tespit de bulunur. s. 207

Her iki aşiretin benzer bir kolondan geldikleri dilleri ile alakalıdır. Canbegan konfederasyonunda yer alan aşiretlerdir. Çünkü her iki aşiret hem Kürdçe’nin Kurmanci lehçesini konuşur. Hem de Kurmanci’nin yukarı ağzı ile konuşurlar.

Fizyolojik olarak da birbirlerine benzerler. Bu Kürd aşiretlerin beyaz tenli olmaları biyolojik genlerinde Kürdlerin ırki oluşumunda yer alan; Kafkas Hurri boyunun, Doğu Aryan Med yapısına ağır basması nedeni iledir. Kürdlerin baskın Med soyluları ten olarak daha esmer ve kısa boylu olurlar.

Tarihsel olarak itikat ortaklıkları da vardır. Bu aşiretlerin tamamı Ezidi kökenlidir. Yakın dönemde din ve mezhep değiştirmiş oldukları düşünülmektedir. Müslümanlığı benimsemelerinde Hanefi olmaları da benzer bir ortaklıktır. Aynı aşiret soylu olup Réya Hak’çı (Alevi) inançları olan bir kısım topluluklar vardır. Bu gruplardan en büyüğü Balyan, Cebel-Ekrad-Afrin -Elbistan ve Akçadağ hattında yaşarlar. (Kürd Dağı Kürdleri) Kürdleri –Bazıları Ezidilik ile Reya Hak’çılığı (Aleviliği) ayırmaktadır. Aslında bu iki inanç da Mecusilik, Mazdacılık, Manicilik, Mitracılık, Yahudilik, Hrıstiyanlık ve İslamiyet -Alevi ve Şii ekolü inançlarından oldukça beslenmiş birbirlerine yakın hetoroks inançlardır. Drejanlılar ile bölgedeki Balyanlar bütün kültürel yakınlıkları ile bu duruma örnek sunulabilir.

Bölge Kürd aşiretlerinde yaşlı kadın ve erkeklerde hala yüz ve kollarında Ezidi inançlarından kalan dövme işaretleri bulunur. Aşiret çocukları, çocukluklarında Ezidilerin çember oyunları oynamışlardır. Yine sözlü-dengbej geleneklerinde bölge Kürdlerinin ezbere okudukları şu şiir dörtlüğü, onların Ezidi kökenliğine delalettir.

“Adar bu / Mart ay idi
Dev lı ser sépe bu / Ayran üç ayaklının üstündeydi
Lı vır nine / Burada değil
Lı Musul u Sincar bu / Musul’da Sincar’daydı.
Nisan bu / nisan ayı idi,
Dew lı deri hemu pisana bu./ Dışarısı hep pislik içindeydi.”

Musul/Sincar merkezleri Ezidilerin Kâbe’sinin bulunduğu yerdir. Kutsal Laleş tapınakları buradadır. Bu şiirin hala bölgedeki Kurmançca konuşan bu Kürd aşiretlerin ağzında olması yabana atılamaz. Ayrıca Kürd tarihçisi M. Emin Zeki Bey, bölge Kürdlerini Milli aşireti konfederasyonu kollarında görür. Onların Serhat bölgesinden Fırat havzası boyunca güneye Urfa’ya ve Laleş’e sarkmış olduklarını gösterir. Bu aşiretler Milli Aşiretinin kolları olarak anılır. *M. Emin Zeki Beg, Kürdler, Kürdistan Tarihi S. 361.

Bu bölgeler hala Kürdcenin lehçesel ağzı olan Yukarı Kurmanciyi konuşur. Bu hat güneyde Sincar, Urfa üzerinden ve daha aşağıda Suriye Afrin’inden kuzeye çıkar. İslâhiye, Pazarcık, Adıyaman ve Malatya üzerinden Dersimde Mazgirt, Karakoçan buradan Bingöl ve Erzurum Horasan bölgesinde, Hınıs, Tekman, Ağrı, Diyadin’e uzanır. Ermenistan’da Elekyaze ve İran’da Mako üzerinden Elbruz dağlarındaki kolon olarak yayılmış Kürd köylerinden en doğuda İran Horasanına uzanırlar. Kürd aşiretleri kadim anavatanları Harzem ve Afganistan Bactira bölgesinde Ariya Veja’da kendilerine yakın olan Belluciler ve Paştular ile komşu olurlar.*Bkz. Kürdlerin Tarihi, Bahoz Şavata .
Kaynak: Avesta ve ŠAHRESTĀNĪHĀ Ī ĒRĀNŠAHR- PAHLAVI.

Bu aşiretlerin diğer bir ortaklıkları folklorlarındandır. “Tura” oyunları kendileri için bir ortaklık, diğer Kürd aşiretlerine karşın bir farklılıktır. Diğer Kürd aşiretlerinden bir başka farkları “Cirit” oynamalarıdır.

  1. Turan Korkmaz Turan Korkmaz

    Diger bir çok kürd aşiretinde olduğu gibi biz drejanlılarda da yazılı hayata gecmek konusunda bir hayli geç kaldıgımızdan olsa gerek geçmisimizle ilgili yazılı bilgiye erismek bir hayli zor. Gelecek nesiller için siz bu boşluğu kapatan kişi oluyorsunuz. Aklınıza elinize dilinize sağlık..Selam ediyorum. Turan Korkmaz.Istanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir