Press "Enter" to skip to content

MÜSLÜMANLIK ÖNCESİ MEDYA’da (Kürdistan’da) DİNİ İNANÇLAR -2-

Yukarı Fırat ve Dicle havzasında üç büyük halk gözükür; kırsal alanda yaşayan Kürdler, şehirlerde ise karışık görünüm vardı. Kürdler, Asuriler, Ermeniler ve az da olsa Yahudiler her şehirde iç içe yaşıyordular. Bu halkların yanı sıra şehir kalelerinde askeri garnizonlarda Rum ve Fars unsurlara rastlanırdı. Yukarı Mezopotamya’da Kürdçe, Aremice, Ermenice ve Rumca dilleri konuşulurdu.

Bölgenin kadim inançları: Ateşperestlik, Zerdüşlük ve Pagancılık (putperestlik) şeklindeki dini görünüm, Hıristiyanlık dini sonrası çok karmaşık hal aldı. Kürdlerin Eski Medya topraklarında onlar ile iç içe yaşayan Aramiler ve Ermeniler Hıristiyanlık dinini benimseyince nüfus olarak çoğunluk olan Ateşperesti-Mitracı-Mazdacı-Mazdekçi-Şemsci Kürdler daha belirgin bir millet olarak öne çıktılar. Hristiyanlık dini daha çok bölgede etnik temelde bir hüviyet kazanınca Kürdler genelde eski inançlarını korumuşlardı.*0

MS I. ve II. yüz yılda Medya şehirlerinde Osroene Edessa/Urfa Kralı Abgar’ın Hristiyanlık dinini benimsemesi sonrası değişim başlamıştı. Artık eski putperest Asuriler arasında yaygın olan Hıristiyanlık inancı vardı. Urfa’da Osroene Devleti ve günümüz Suriye topraklarında Hatra, Beth Nuhadra ve Beth Garmai Süryani şehir aile devletleri, kilise biçiminde Hıristiyanlığın ev halindeki şehir devletlerine dönüşmüştü. Doğu Süryani Ortodoks Kilisesi’nin yanı sıra daha güneyde Adiabena bölgesinde yer alan şehirlerde Babil/Kalde döneminden kalan Yahudiler ve onlardan etkilenmiş çok cuzi bir Kürd nüfusu arasında hala Yahudilik dini vardı. Yine bu günkü Güney Kürdistan’da Arbella (Hewler) ve Adiabene bölgesini kapsayan “Yahudi Kürd” Adiabena Krallığı oluşmuş ve belli bir süre ayakta kalmıştı.*(1)

Sasaniler zamanında devletin resmi dillerden birinin bölgenin hâkim dili Aramice olması Babil bölgesini, aydınlar için bir kültür başkenti yapmıştı. Filistin’den ve Edessa’dan/Urfa’dan Babil bölgesine gelen Yahudi, Mandeaist ve Hıristiyan olmuş dini misyonerler ve aydınlar burada doğunun Zerdüşti, Manici, Mazdekçi aydınları ile buluşuyorlardı. Bölge aydınları, yeni dini tefekkürleri ile gnostik dini akımların da öncüsü olmuşlardı.*(2) Bu nedenle Hıristiyanlığın kuzey doğudaki misyoner kapısı eski Romanın Asurya eyaleti toprakları olsa da, MS 4. yy da Zerdüşdütlükten ayrılan Manicilik, Mazdekçilik gibi yeni dini yapıları ortaya çıkardığı gibi, aynı etkileşim sürecinde Hristiyanlık zemininde Sabicilik/Mandeanizm gibi zamanla Gnostik Hıristiyan mezhepleri de bölgede popüler hale getirmişti. Özellikle Babil ve Arbella şehirleri dini alanda bu öncü fonksiyonunu düşünür üretim merkezi olarak ilerde İslami Abbasiler Hanedanlığı (MS 750-1258) zamanında sürdürecekti.

Diğer yandan bölgede Pagancılığı temsilen Şemsçi inançları görünür kılan “Baal, Aşur ve Sin” gibi tanrılara, bölgede MS 4. yüzyıla kadar hala tapılıyordu. Zerdüştlük dini ise Sasani egemenliği ve güçlü dini kurumları sayesinde hala bölgenin hakim çoğunluk diniydi.

Doğu Roma İmparatorluğunun Kralı Konstantin’in (MÖ 306-337) Hıristiyanlığı benimsemesi sonrası ise bölgenin dini karakteri de yeni değişimleri yaşadı. Bir yerde Kürdlerin eski Medya toprakları Roma ve Sasani Devletleri arasında paylaşılmıştı. Üstelik eski Kürd coğrafyası Medya paylaşım savaşlarının yaşandığı tampon bir savaş coğrafyasına dönüşmüştü. Kürdler ise muhafazakâr Ateşperesti Zerdüşti inanç görünümlerini hala inatla koruyorlardı.

MS 4. yy da Hıristiyanlığın, Museviliğin, Budizmin ve Zerdüştçülüğün unsurlarının yanı sıra yerel Mezopotamya dini unsurlarını birleştiren heterodoks inanç görünümü bölgede oluştu. Gnostik İnançlar daha çok Roma Medyasında; Yukarı Fırat ve Batı Ermenistan bölgelerindeydi. Sasani Medyasında ise; “Manicilik-Mazdekçilik” adlı “Zinduk’luk” diye adlandırılan başka bir yerli Mezopotamya dini akımları Dicle ve Fırat platolarında, Zağroslarda ve eski Atropone (modern Azerbaycan) Medyasında gelişmişti.*(3) Aslında bu günkü Kürdistan, yani eski Medya topraklarında yaşayan dinler: Hıristiyanlık,  Zerdüştlük, Yahudilik ve Putperesti dinin yanı sıra ayrıca tefekkürcü Şemscilik, Gnostik-Pavlikancılık, Manist ve Mazdekçi inançlar yaşıyordu. Üstelik bu inançlar Fırat havzasında çeşitli biçimlerde iç içe geçtiğini gösteren örneklerini bizlere sunuyordu.

Doğu Roma Batı Medya toprakları üzerinde, Zerdüştülüğün bir türevi olarak gelişen, gıdasını kısmen Budizmden ve Hristiyan Gnostik akımlardan alan Manicilik bölgede en etkin olduğu düzeye MS 375-400 yılları arasında ulaşmıştı ve sonra hızla geriledi. MS VI. yüzyılda Maniciler düşünce ve inançlarını birçok dilde kitap halinde yayınlamaları neticesinde bölgede bir süre içinde yeniden önem kazandılar ve toplumun yüksek sınıfları arasında kabul edildiler. Örneğin yerelde Edessa’da/Urfa ve Semsur/Samosote’de MS 450 yılında güçlü bir Manici cemaat oluşmuştu. Dönemin Hristiyan din âlimleri; Emesus’lu Eusebius’un, Laodicea’lı George’un, Tarsus’lu Diodorus’un, Antakya’lı Chrysostomus’un, Salamis’li Epiphanus’un ve Bostra’lı Titus’un Maniciliğe karşı düşün alanında mücadele ettikleri biliniyor. Yine Roma İmparatoru Justinianusun (MS 527-565), Manicilikle ciddi bir mücadeleye girdiği biliniyor. Ancak, bu çabalar Maniciliği tümüyle yok edemedi. Bir süre sonra Manicilik, yeniden canlanarak, Gnostik Hristiyan akımları olan Paulikanlar*(4) ve daha sonraki yüz yıllarda Balkanlarda “Bogomiller*(5) adı altında Bizans İmparatorluğunu istilâ etti. Bir yerde Fırat boyları Ateşperesti; Mani ve Mazdekçi gruplar ile Hristiyan tefekkürcüleri olan Gnostik hareketlerin buluştuğu ve dayanıştıkları coğrafyalar olmuştu.

İslam Devletleri sonrası MS 7. ve 9. yy da gelişen yeni dini akımlar ve siyasal zorlamalar Medya’da yeni dini yapılaşmaların altyapısını sağladı. Örneğin azınlıkta kalan Ateşperesti; Mani ve Mazdekçi gruplar ile Hıristiyan tefekkürcüleri olan Gnostik hareketler gibi dini yapıların İslamiyet sonrası gelişen Alici taraftarlığı şeklindeki siyasal ve düşünür yapılar ile iç içe geçmesi ile günümüzdeki Alevi inançların kültürel zemini oluşmuştu.

Bahoz Şavata

Güncelleme: 31.01.2019

Dip Notlar ve Kaynaklar:

*0– Pers imparatorluğunun Büyük İskender’in fethi sonrası onun ölümü peşi sıra Generalleri elde ettikleri Medopers toprakları kendi aralarında paylaşırlar. MÖ 321 yılında eski Pers İmparatorluğu egemenliğindeki topraklar için yapılan paylaşıma; batılılarca “Triparadsus Bölünmesi” denir.

Günümüzde Kürdlerin yaşadığı toprakları o dönem Batılılar “Medya” toprakları şeklinde tanımlar. Batılılar için o dönem, coğrafyayı tanımlamada Med adı, Pers adının önündedir.

İskender’in Diadochi’leri/Genaralleri yaptıkları “Triparadsus Bölünmesi” anlaşmasında Eski Pers topraklarında iki Medya coğrafyası oluşur. Medli Atropene’ye ait “Atropeno Küçük Medyası” ki bu Medya; bugünkü Azerbaycan coğrafyasıdır. Diğer Medya toprakları ise, “Büyük Medya” dır. Bu günkü Kürdistan topraklarıdır. Büyük Medya satrapı olan Peithon veya Pithon (MÖ 355 -314), İlirya kökenli bir soylu Makedon idi. Önceleri Büyük İskender’in koruyucusuydu. Daha sonra Büyük Medyanın Diadochilerinden biri olmakla ünlüydü. MÖ 312’de Pers ve Medya topraklarını Babil Diadochi I. Seleucus/Selevkos Nicator fethetti. Selevkoslar Medya’nın fethinden sonra sadece Babilya’yı ve Medya’yı değil, aynı zamanda İskender’in imparatorluğunun muazzam doğu kesimini de yönetmiştir.

Atropene Medyası hariç, “Büyük Medya” olarak bu siyasi adlandırma, Selevkoslar döneminde Satraplık olarak anılsa da, Roma’nın, Partların ve Sasanilerin denetiminde kalan topraklarda resmen kaldırılmıştı. Coğrafik ad olarak Medya tanımlaması halk arasında İslami periyoda kadar devam eder.

*1– MÖ 8. yüzyılda Asur’un İsrail Krallığını fethetmesiyle Kürdistan bölgesine yerleşen Yahudiler bir süre sonra Asurun başkentine yerleştirildiler. MÖ 1. yüzyılda başkenti Arbella/Hewleri olan Adiebena Hanedanlığı Yahudiliğe geçti. Orta çağ Yahudi seyyahları olan Tudela’lı Benjamin ve Regensburg’lu Pethahiah’ın hatıratlarına göre MS 12. yüzyılda bölgede 100 civarında Yahudiler’e ait yerleşim birimi vardı. Ayrıca Tudela’lı Benjamin o dönemin Sasani Kralı’na meydan okuyan “Mesihvan” lideri David Alroy‘dan ve onun Yahudileri Kudüs’e geri götürme planlarından bahseder. Bu seyyahlar Kürdistan Yahudilerinin ticari ve ruhani merkezi olan Musul’da varlıklı Yahudi cemaatinden de bahseder. Haçlı Seferleri sırasında da Filistin ve Suriye Yahudileri Kürdistan’a sığınmıştır. Bu sıralarda Musul Yahudilerin özerk yönetimindeydi.

*2- Gnostisizm: Gnosis Gnostisizm (Gnostikos), “bilgi sahibi olmak”,  MS 1. ve 2. yüzyılda Yahudi-Hıristiyan milletlerinden kaynaklanan çeşitli eski dini fikir ve sistemler için modern bir isimdir. Bu sistemler, maddi dünyanın, insan bedenindeki ilahi kıvılcımı hapsederek, en yüksek Tanrı’nın bir çıktısı tarafından yaratıldığına inanıyordu. Bu ilahi kıvılcım “gnosis” tarafından özgürleştirilebilirdi. Temel öğretilerin bazıları aşağıdakileri içerir:

*Bütün mesele şeytani maddi olmayan, ruh-alemi ve İyi Tanrılar adı verilen daha az sayıda ruh varlığına neden olan bilinmeyen bir Tanrı vardır.

*Bir kötülük, daha düşük ruhaniyet, evreni yaratan yaratıcıdır.

*Gnostisizm ‘günah’ ile ilgilenmez, sadece cehalettir.

*Kurtuluşu sağlamak için, “sır”  yani gizli bilgi ile temasa geçilmelidir.

*3– Ünlü tarihçi Mesudi (MS 896-956), Zandikleri/Zindukileri, Zerdüştün kitabı Avesta’dan yorumda ayrılarak onun tefsiri olan “Zend” kitabına bağlanan topluluk olarak tanımlamaktaydı. Avesta’nın yeni tefsirini kabul ederek, asıl metni reddedenler anlamında kendilerine “Zınduk/Zandik” adı verilmişti. Bu tanım, Müslüman bazı yobazlar tarafından ilerde din dışı görülen; Enel Haqçı, Ezidi, Yarsani, Alevi vs. kültürel inanç çevreleri için onları aşağılamak tabiri olarak kullanılacaktı.

*4- Paulikanlar MS 2. yy sonrası Yukarı Mezopotamya’da düalist inançları olan tefekkürcü ve sorgulayıcı bir Ghonostik Hıristiyanlık akımı olarak doğdu.

*5- Bogomilcilik düşünce kökleri Yukarı Mezopotomya’da ilk gelişen Hıristiyan Ghonostik Paulikan hareketi de olsa, Bizans döneminde Balkanlara sürgün edilenlerin fikirlerini çevreye yaymaları sonucu Avrupa’da zemin bulduğu anlaşılır. 10. yüzyılda I.Çar Peter Hükümdarlığı sırasında papaz Bogomil tarafından İlk Bulgar İmparatorluğu’nda kurulmuş bir Hıristiyan neo-Gnostik veya dualist mezhep idi. Muhtemelen feodalizmin ortaya çıkışı ve Bulgar devletine ve kiliseye karşı bir muhalefet biçimi olarak ortaya çıkan toplumsal tabakalaşma ile şekillendi. Makedonya bölgesinde ortaya çıkmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir