Press "Enter" to skip to content

SAMiRİ’Li MEDLER “MEDLER VE YAHUDİLER”

Medlerin ortadan kaldırdığı Asurlular, geçmişte bölgede sadece haraç ve yağma yapan bir devlet değildi. Aynı zamanda Asurlular dünya tarihinde ilk iskân politikalarının tesis etmiş devletiydi. Ön Asya’da bu Asurluların ilk iskânlarına maruz kalan halklar onların yakın komşuları olan; Yahudiler, Aramiler, Geç Hitit Bölgesi ve Doğu Aryan/İrani halklarıydı.

İsrail tarihinde MÖ 965-930 tarihleri arasında krallığını yürüten Hz. Süleyman zamanı krallık tarihinin en iyi dönemidir. İsrail Krallığı kuzeydeki “On Kabile’nin (Yahuda ve Benyamin kabileleri dışındaki bütün İsrail kabileleri) Mısır’dan Fırat Irmağı’na kadar uzanan topraklarını içine almıştı. Krallık gerek ekonomik gerek siyasi bakımdan büyük gelişme göstermiştir. Süleyman, ilk Yahudi tapınağını (Beyt-i Makdis-Süleyman Mabedi) inşa ettirerek Kudüs’ü İbranilerin kutsal şehri haline getirmiştir. *Bu dönem “Birinci Tapınak Dönemi” olarak adlandırılmıştır.

Hz. Süleyman’ın MÖ 930 yılında ölümü üzerine yaklaşık 70 yıl kadar süren ilk İsrail Devleti’nin varlığı sona ermiştir. İsrail adı altında yaşayan “On iki Kabile”’nin iç ihtilafları, yoğun yabancı etkisi ve kentsel yaşamın gelişmesinin ortaya koyduğu gerilimler nedeniyle ülke ikiye bölünmüştür. Hz. Süleyman’ın oğlu Rehoboam tahta çıktığı dönemde tüm bu etkenler devletin ikiye ayrılmasına yol açmıştı. İki ayrı Yahudi devletinden biri kuzeyde İsrail kabilesinden on tanesini içine alan ve başkenti Samaria (Samariye veya Nablus) olan İsrail Krallığı adını almıştı. Diğeri güneyde Davud’un soyundan gelen Yahuda (Juda) ve Benyamin kabilelerinin yönetiminde olan, Kudüs şehrine sahip Yahuda Krallığı olarak adlandırılmıştı.*Bkz. Sedat Kızıloğlu, “İsrail Devleti’nin kuruluşuna kadar geçen süreçte Yahudiler ve Siyonizm’in gelişimi”, s. 39-40,
dergipark.ulakbilim.gov.tr.

Asur İmparatorluğu’nun hâkimiyetine ilk olarak İsrail Krallığı geçmişti. Yaklaşık 350 yıl boyunca ayakta kalan, MÖ 587’de çöken Yahudi Devleti ise Asur İmparatorluğu yıkıldıktan sonra kurulan Bâbil Krallığı’nın istilasına uğramıştır *Bkz.Küçük Hayat Ansiklopedisi, 1968: 1194. Tüm bu gelişmeler neticesinde Yahudiler Bâbil’e sürülmüş, Kudüs tapınağı da yıkılmıştır. Bundan sonra Yahudilerin göçe mecbur bırakıldıkları dağılma dönemleri başlamış, bu olaylar Yahudilerin tarihinde “Bâbil Sürgünü Devri” olarak yerini almıştır .*Bkz. Meydan Larousse, 1992: s. 695.

Bâbil sürgünü Yahudilerin kavmi duygularının daha da kuvvetlenmesine imkân vererek Filistin’e tekrar dönme umuduna dayanmalarını sağlamış, Yahudiler bu sayede dayanışmalarını korumuşlardır. Yahudilerin Bâbil esareti yaklaşık 70 yıl sürmüştür. Bu süre sonunda Pers Hükümdarı Keyhüsrev MÖ 538’de Bâbil’i ele geçirip Bâbil Krallığı’na son vererek sürgündeki Yahudilerin yurtlarına dönmelerine izin vermiş, böylelikle Yahudiler Filistin topraklarına ilk dönüşü gerçekleştirmişler. Pers Hükümdarı II. Dara zamanında refah ve hürriyete sahip olarak özerk bir yönetime kavuşan Yahudiler, Kudüs’te Babilliler tarafından yıkılan tapınağın yerine MÖ 515’te ikinci bir tapınak7 inşa etmişlerdir. Filistin üzerinde Pers egemenliği MÖ 535-332 yılları arasında devam etmiş, MÖ 332’de Makedonya Kralı Büyük İskender’in Fırat’tan Mısır’a kadar uzanan toprakları ele geçirmesi ile Filistin üzerindeki Pers egemenliği son bulmuştur.
İsrailoğulları’nın peygamberler dönemi, MÖ 444’te Pers kralının Hz. Musa’nın yasalarına bağlı kalma çağrısıyla son buldu. Pers kralı, Hz. Musa’nın yasalarını bütün ülkede geçerli ilan ederek önce Tevrat’ın büyük bölümünün yazıya geçirilmesini, sonrasında da sözlü yasaların derlenmeye başlanmasını sağladı. Tevrat’ın beş kitabı, Süleyman Meselleri, Rut, Rahipler Kitabı, Eyüp Kitabı, Naşideler Naşidesi bu zamanda tamamlanmıştır.

Yahudi tarihine geriye tekrar dönersek, yaklaşık 200 yıl varlığını koruyan kuzeydeki krallık, ayakta kaldığı İsrail, MÖ 8. Yüzyılda Asur hükümdarı V. Salmanasar (MÖ 727–722) tarafından fethedilmiştir. MÖ 722’de Asur ordusunda bir General olan II. Sargon (Şarrukin, MÖ 722 – 705), tahtı güç kullanarak ele geçirmiş Asur’un hükümdarı olmuştu. Askeri kimliği politikalarında ağır basan bu kral daha sonra Şam ve İsrail’in de içinde bulunduğu birçok bölgeyi fethetti.30 bin İsrailliye sürgüne gönderdi. İsrail’in “On Kayıp Kabile” efsanesinin temeli bu olaya dayanmaktadır. MÖ 719’da Asur Kralı II. Sargon, Samiri’yi zapt ederek bütün Yahudileri Güney Kürdistan’da Habur Irmağı kıyılarına sürmüştü. Harran-Gozan Yahudileri, bölgenin eski halkları Mitanniler, Hurriler, Aramiler ve kendileri gibi Asur tarafından aynı bölgeye yakın zamanlarda yerleştirilen Medli topluluklar ile birlikte bölgede yaşadılar.  Güçlü Asur karşısında MÖ 7. yüz yıllarda Medlerin Asurlulara vergi vermeleri, köle konumuna düşmeleri ve iskân edilmeleri II. Sargon yönetimi döneminde olmuştur. II. Sargon’un Medya fethinden sonra Medya’nın 60-70 yıl Asur egemenliği altında bu politikalara maruz kaldığı görülür. Bu dönemde Medler küçük vasal krallık ve derebeylikler halinde Urmiye-Orta Zagros bölgesinde Asurlara ve Urartulara bağlı olarak, onlara vergi vererek yaşamışlardır. II. Sargon fetih ettiği Med köylerini kimi zaman boşaltmış halkını başka topraklara sürmüş, hatta bu topraklara daha önce Babil’e yerleştirmiş olduğu Samiri’li Yahudi tutsakları yerleştirmiştir. *Samiri Filistin’de kutsal olarak bilinen Gerizim Dağı merkezli civar bölge bu isimle adlandırılır. II. Sargon köleleştirdiği Medlileri de Samiriye, Yahudilerin topraklarına İsrail’e yerleştirmişti. Hatta bu bölgede yaşayan Medlilere “Samiriler” denirdi. Günümüzde de varlığını koruyan bu Med soylu Samiri topluluk Yahudi dinini benimsediği halde değişik ayinlerini korumuşlardı. Fakat Yahudiler tarafından Yahudilik-dışı görülürler. Samirilerin Tevrat’ı, Yahudilerin Tanah’ından farklıdır. Dini uygulamalarında da birçok fark gözlemlemek mümkündür. Samirili Medlilerin Müslümanların abdestine ve namazlarına benzer ibadetleri vardır. Aslında bu ayin tarzı kökende Zerdüşt ayinidir. Benzer ayini Hristiyan Süryaniler ve Müslümanlar’ın Mecusilerden aldıkları öngörülür.

Sargon’un oğlu Sinahheriba ise, (MÖ 704- 681) Yahuda Krallığındaki Kudüs’ü talan etti. Kenti haraca bağladı. O da Yahudileri Medya’ya sürgün etti. Bu Yahudiler, Medlerin Asur’u MÖ 612’de ortadan kaldırması ve onları serbest bırakması ile ancak altmış beş yıl sonra yurtlarına dönebildiler.

Kalde/Babil döneminde de Yahudi ülkesi, iki kez MÖ 598 ve 586 da Kaldeli Babil İmparatoru II. Nebukadnezar’in saldırılarına maruz kalmıştı. Bu saldırılar neticesinde ülkeleri Judea Krallıgını kaybeden Yahudiler, bu kez de Babil ordusu tarafından sürgüne gönderilmiştiler. Birçoğu Asurluların yaptığı gibi tekrar Yahudiler, Medlere yakın bölgelere sürülmüşdü. Binlerce Yahudi burada onlarca yıl kaldı. Birçok araştırmacı ilk tehcirin MÖ 597’de gerçekleştiğini, bu tarihte Kral Yekhanya’nın tahttan indirildiğini, ailesi, saray erkânı ve binlerce işçisiyle birlikte sürgün edildiğini söyler. Bu durumda sürgünün süresi yaklaşık 60 yıldır. Bazı Akademisyenler ise ilk tehcirin MÖ 586’da, Kudüs’ün II. Nebukadnezar’in (II. Nabukodono¬sor)  tarafından yakılıp yıkılmasından sonra gerçekleştiğini ve sürgünün 48 yıl sürdüğünü söylerler. Kitabı Mukaddes Tevah’daki 70 rakamını doğru kabul edenler ise MÖ 608 – 538 ya da MÖ 586 – 516 tarihlerini telaffuz ederler. MÖ 516 yılı Kudüs Tapınağı’nın yeniden inşa edildiği tarihtir.* Bkz. Babil Sürgünü ” Encyclopædia Britannica. Encyclopædia Britannica Online.

Med-Yahudi ilişkileri, MÖ 538 dolaylarında Med (Mado-Pars soylu) Kralı veliahtı Kiros’un Yahudileri Babil esaretinden kurtarmasıyla daha da perçinleşti. Kiros, Asur’dan ele geçirdiği topraklarda birkaç ay kalıp dinsel toleransı hayata geçirdi. Medler ilk etapta eski efendileri Asur’un bütün kötü idare tarzından uzak duruyorlardı. Köleliğe başvurmadılar, zorla insanları kendi inançlarına katmadılar ve insanları göçe zorlamadılar. Hatta birçok yeniliğin ve özgürlüğün kapısını araladılar. Zerdüştçülüğün Med İmparatorluğu’nun devlet dini olmasından ötürü köleliğe önceleri karşıydılar. Bölgelerinde de bulunan Asur’un esiri olan Yahudi kölelere yol verdiler. Kendisine yardım eden Babil halkının yanı sıra Yahudileri de ödüllendirdiler. Buna göre; Yahudilerin Babil sürgünlüğü sona ermiş ve yurtlarına geri dönmeleri sağlanmıştı. Daha önce yıktırılan Kudüs’ün ünlü ve kutsal tapınağın yeniden inşasına da yardım edilmişti. Asur Kralı Nebukadnezar’in Yahudiler den alıkonup, Babil tapınaklarına dağıttığı altın ve gümüşten olan kutsal eşyalar da kendilerine geri verilmişti.
Yehudalı seçkinler de Asur Devleti tarafından daha önce günümüz Kürdistan topraklarında; Harran, Adisebena/Erbil ve Medya’ya sürülmüştü. Ancak Asur’un Med fethinin ardından Yahudi seçkinlerin en azından önemli bir kısmı Ezra ve Nehemya peygamberlerin önderliğinde anavatanlarına dönmüşlerdi. Bu seçkin Yahudiler Zerdüştlükten etkilenmişlerdi. Nitekim Yahudi inancında görülen Zerdüştlüğün etkileri belirgindi. Zerdüştlüğün Yahudiliğin gelişimine ne ölçüde etki ettiği günümüz dini çevrelerinde halen tartışılan bir konudur.  Tarihçi Wells “Babil esaretinden evvel Yahudiler pek o kadar kültürlü ve bir kavim olarak hukuki bir beraberlik içinde değildi, pek azı okuryazardı, ilk tarihleri hakkında dokümanter kaynakları yoktu, ilk kutsal kitaptan bahis Kıral Josias’tan başlar. Babil esareti onları hem eğitti ve hem birleştirdi” der. İddia biraz katı olmakla birlikte hakikat payı da vardır. Gerçekten Babil esaretinden önce Tevrat sadece Musa’nın Beş Kitabından ibaret idi. Tarihler, Mezmurlar, Süleyman’ın Meseleleri ve diğer yazılar, Babil esaretinden sonra kaleme alınmıştır. “İşaya, Yeramiah, Hezakiem, Daniel, Hoşea, Yoel, Amos, Obedya, Mika, Nahum, Habakkuk, Haggai, Zekarya, Eyüb, Esther Ezra vs. gibi.* Bkz.Bülent Iskır, http://merichrd.wordpress.com.

Diğer yandan Güney Batı Kürdistan’da Erbil ve Medya bölgesinde kalmayı tercih eden Yahudi Hahamlar, Zerdeşt inancının diğer dinlere karşı hoşgörülü özelliklerinden yararlanarak, Yahudiliği yaymaya çalıştılar. Hahamların bu faaliyetleri yaklaşık beş asır sonra meyvesini vermeye başladı. Bu olaydan sonra, Kürdlere yakınlık duyan Yahudilerin bir kısmı bölgede kalıcı oldular. İlerde görüleceği gibi Erbil’de, MÖ 1. Yüzyılda Adiabane Krallığını kurdular.”

NOT: Bu yazı yakında çıkacak olan “ARYAN KÜRDLER” kitabından alınmıştır.

*Bkz. Developed Community”, A.B. The Samaritan News Bi-Weekly Magazine, 1 Kasım 2007.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir